Ana Sayfa / Türkiye Gezi Önerileri / Gökçeada / Keyifli Bir Seyahat Gökçeada…

Keyifli Bir Seyahat Gökçeada…

Merhaba,

Takipçilerimizden Ayşe Hanım’ın yazısını paylaşıyoruz sizinle. Sakin, dingin güzel denizi ile sizi ağırlayan Mekan Gökçeada…

Sizde seyahat notlarınızı info@gezionerileri.com  mail adresine gönderin sitemizde yayınlayalım, sürpriz hediyelerimizden biri sizin olsun.

İşte yeni durağımız Gökçeada yazısı…

Ada yaşamını seviyorum. Büyük şehirlerin veremeyeceği farklı bir yaşam tarzı sunuyor adalar…Nereye gidersen git yolun sonunda derin bir maviye varmak huzur verici gerçekten…Belki bir parça daha sessiz, sakin ve gürültüden uzak yaşamak cezbediyor insanı…adalı olmak güzel olmalı:))

Yaşadığımız ülke açısından şanslı da sayılırız aslında. Marmara, Ege; Kıbrıs’ı da sayarsak Akdeniz de görebileceğimiz bir çok ada mevcut diyebiliriz.

Bu yazımın rotası Gökçeada’ya çevrili…

Uzun zamandır gerek sosyal medyadan görüyor, gerekse çevremden duyuyordum Gökçeada’nın methini. Bizde bir keşif yapalım dedik. Çanakkale ye bağlı olan Gökçeada’nın hatrı sayılır bir büyüklüğü var. Çok da küçük bir ada değil hani. Zamanında Doğu Karadeniz den  heyelan nedeniyle göç almış bir yer. Hem doğası, hem tarihi, köyleri ve de bölgeye özel tatları ile görülesi yerlerden.

Şunu da belirtmeliyim ki adayı birazda yaşayarak öğreniyor ve seviyorsunuz. Vapurdan inip adanın içlerine doğru yol tuttuğunuzda ilk intiba olarak memnuniyetsizlik oluşturabilir, çünkü yazın o sıcağında adanın içlerine doğru hareket ederken çorak bir coğrafya gözünüze takılmıyor değil. Fakat yaşadıkça ve gezdikçe tekrar gelmeyi umut ediyorsunuz.

Gökçeada da her keseye uygun konaklama mevcut zannımca. Butik otel, pansiyon ya da apart. Her kese memnun kalabileceği bir konaklama şekli bulabilir iyi bir araştırma sonucunda. Butik oteller genel olarak oda+kahvaltı şeklinde. Akşam yemeği için merkezin yolunu tutup adaya özel tatları deneyebilirsiniz. Bizim otelimiz butik konseptte bir otel olup, sahipleri ile, bulunduğu mekan itibariyle ve manzarasıyla çok memnun kaldığımız bir oteldi.

Şunu da belirtmeliyim ki bence ada da  kalacak mekan önemli. Çünkü adayı gezerken merkeze çok uzak olan yerlerde pansiyonlar gözüme takıldı. Uzun yolu sevmeyenler için her akşam merkeze gidip yemek yemek hoş olmayabilir. İyi bir araştırma yapmalı.

Gökçeada’ya Çanakkale Kabatepe feribotu ile ortalama bir buçuk saatte geçtik. Yaz aylarında Liman, hafta sonları hafta içine göre daha kalabalık. Kabatepe ye geçtiğinizde uzun bir araba kuyruğu sizi bekliyor olabilir. Otelimizin bulunduğu ve sit alanı olarak da ilan edilen yukarı Kaleköy’e ulaştık ve taştan yapılmış eski bir Rum evinden dönüştürülen otelimize yerleştik.

otelimizden bir kare…

Gökçeada

Konumuz bir adaysa eğer deniz olmadan olur mu? Gökçeada’nın birbirinden güzel koyları mevcut. Yıldız koyu, laz koyu, kefaloz gizli liman ve keşfedilecek kişiye özel başka koylar…

Kaleköy yakınlarında bulunan yıldız koyu aynı zamanda su altı milli parkı olarak ilan edilmiş. Deniz altı keşfini sevenler dalışta yapabilirler.

Yıldız koyundan bir kare…

Gökçeada

Fakat bizim en çok memnun kaldığımız Kefaloz ( aydıncık plajı) idi:))) Bu plaj Gökçeada’da en çok tercih edilen plaj. Rüzgar olması sebebiyle plajın sol kısmında windsörf  (rüzgar sörfü) de yapılabiliyor. Hem kumu hemde denizi çok temizdi. Belli bir saatten sonra çok kalabalık oluyor. Sabah erken saatleri tercih etmek en güzeli:))

 Kefaloz dan Kareler…

Gökçeada

Gökçeada’ya gitmeden önce okuduğum yazılarda her koyu mutlaka görmemiz gerektiği söyleniyordu. Ada’da deniz için gidilebilecek başka bir mekan ise Laz Koyu. Biz Kaleköy tarafından yani adanın kuzeyinden geldiğimiz için bu koy bize biraz daha uzaktı. Kumu ve denizinin temiz olması sebebiyle Laz koyu da görülecek yerler arasında.

Gizli liman ise Uğurlu Köyüne daha yakın bir koy. Ada da zaman zaman şiddetli rüzgar esebiliyor. Bizde laz koyu ve gizli limanı görmek için gittiğimizde kum fırtınasına yakalandık. Rüzgar öyle şiddetliydi ki resim çekebilmek mümkün olmadı. Merak edenler internet üzerinden bu koyların resimlerini aratabilirler:)))

Bizim için koyların kalabalıklığı önemli bir durumdu. Bunun için erken  saatlerde yol almalı:))

Gökçeada’da deniz kum ve güneşin haricinde tadını çıkaracağınız gezilebilecek kültürel mekanlarda var. Örneğin tarihi Rum köyü Zeytinlikköy:))

Gökçeada

Tarihi yapısı hiç bozulmamış, sessiz ,sakin..bazı evler küçük kafelere dönüştürülmüş. Köyün daha arka sokaklarına doğru yürüdüğünüzde harabe halde kullanılmayan taş evlere de rastlıyorsunuz. Tarihe tanıklık etmiş kullanılmayan bu evleri izlemek bile keyif verici:))

Gökçeada

Zeytinlikköy’ün yokuş yukarı olan yolları büyük taşlarla döşeli. Meşhur da bir sakızlı muhallebisi var ki muhakkak denenmeli. Bu köyde sakızlı muhallebiyi en iyi yapan yerHristo’nun yeri :)) Trabzon çaykara doğumlu olan Hristo hemşerimizmişte meğer:))

Barba Hristo’nun yeri…

Gökçeada

Objektifinize takılacak öyle şirin yerler var ki;  restore edilmiş resimdeki gibi bir kaç kapı mesela:))

Zeytinlikköy’den kareler…

Zeytinlikköy’de Madam’ın yerinde tarihi çok öncelere dayanan Dibek Kahvesini de muhakkak tadın:))  Dibek kahvesinin önemi, dibeklerde el ile dövülmesiymiş. Bu kahveye daha yoğun bir tat veriyormuş. Daha sonra kahve değirmeninin çıkmasıyla birlikte dibeklerde önemini yitirmiş.  Zeytinlikköy de dibeklerde kahvenin nasıl dövüldüğünü de izleyebilirsiniz.

Ve yine Zeytinlikköy  girişinin hemen sol tarafında kalan  ve adaya özel bir tat olan, arzu edenlere Karadut şerbetiyle ikram edilen Cicirya Pizzası’da deneyimledik.

Gökçeada

Gökçeada’nın başka tarihi köyleri de var. Bunlardan biride Tepeköy . Burada da keşfe çıkıp tarihi Rum sokaklarını gezebilirsiniz. Tepeköy’ e varmadan sağa doğru bir yol ayrımı var. Bu yoldan seyri muhteşem olan ve çayınızı yudumlayıp piknik yapabileceğiniz adadaki en yaşlı çınarın da burada  bulunduğu bir yer mevcut. Alandan uçsuz bucaksız Ege’yi ve Semadirek adasını seyre dalabilirsiniz.

Tepeköy – Çınaraltı’ndan kareler…

Gökçeada’nın balkonu olarak tanımlanan Eski bademli köyü… Tarihi taş evler burada da ön planda. Gökhan’ın bal çiftliği, cafeler, tarihi bir çınar ve çamaşırhane  eski bademli köyünde görebileceklerinizden.

Eski bademliden kareler…

Uğurlu köyü ise adanın en batısında bulunan köy. Güneş sınırlarımız içerisinde en son burada batıyor. Gizli liman’a giderken uğradığımız bu köy, diğer köylere göre daha şehir havasında sanki.  Köylerdeki taş evlere nazaran burda beton, az katlı evler ön planda. Pansiyon ve apartların bir kısmı burada. Köy içerisinde tatilcinin ihtiyacı olabilecek birçok şey var gördüğüm kadarıyla.

Gökçeada’nın terkedilmiş tarihi köyleri de var tabi. Rotanıza ekleyip kadrajınıza alabilirsiniz. Biz bu terkedilmiş köyleri detaylı gezmedik. Sadece yol üstünden görebilmek nasip oldu.

Ve gelelim Kaleköy’e… İyikide burada kalmışım dedim. Hem merkeze yakın, hem de kefaloz koyuna… Konakladığımız butik otelin yemyeşil bahçesinde ağaçlar altında yaptığımız mütevazi ve yöreye has kahvaltıları unutamadım hala:)) Kaldığımız otelin hemen arkasından tepeye çıkıp kuzu limanını ve gün batımını izlemek de paha biçilemezdi:))

Otelimizin arkasından manzara görüntüleri…

Gökçeada

Kaleköy antik dönemden kalma ve sit alanı olarak ilan edilmiş tarihi bir köy. Kaleköy ve yukarı Kaleköy olarak ayrılıyor aslında. Bizim konakladığımız yer tam olarak yukarı kaleköy idi. Burada da pansiyon apart ve oteller yoğun. Tarihi taş evlerden oluşturulan butik konseptte ki oteller favorim tabiki

İlk olarak denemek istediğim  Mustafa’nın Kayfesi . Konaklama yapacağımız otele de yürüme mesafesindeydi. Ada da bulunan 6 çınarın bir tanesinin altında kurulu bu mekan da kahvaltının tadı başka:)) İster akşam üstü, isterseniz öğle vakti günün her anı burda ayrı bir zevk veriyor. Çeşitli reçel ve çemen’in  sipariş üzere yapıldığını da eklemeliyim. Kahvaltınız da domates ve patlıcan reçeli denemek farklı olabilir:)) Benim favorim çemeni idi , siparişimi de dönmeden önce vermiştim.

Mustafa’nın Kayfesin’den kareler;

Gözleme mekanından kareler…

Gökçeada

Ve son olarak Gökçeada’ya özel tatlardan bahsetmek lazım:))

Merkezde birçok esnaf lokantası bulabilirsiniz. Merkez lokantası, gül hanım mantı evi özellikle alkolsüz olduğu için tercih sebebimizdi. Gökçeada ya özel zeytinyağlılar ve oğlak eti denenebilir.

Yine adanın merkezinde bulunan meydani pastanesinden adaya özel bir rum kurabiyesi olan Efibadem kurabiyelerinden almadan adadan  ayrılmayın. Efibadem demişken hemen hikayesine de bir dokunalım:)

” Meydani pastanesinin sahibi küçükken yediği bu Rum kurabiyesinin izini sürmeye başlar. Bu kurabiyeyi kime yaptırdıysa küçüklüğünde yediği o tadı bulamaz bir türlü. Çevresinin tavsiyesi ile Rum bir hanımında kurabiyesini dener ve küçüklüğündeki o tadı bulmuştur artık:) Kurabiyeye de bu hanımın ismi olan Efi adını verir. Ve tadına doyulmaz Efibadem kurabiyesi dir artık:))”

 

Sadece kurabiyesi mi? meydani pastanesinde bulunan bal kabaklı (ki favorimdi , karadutlu, damla sakızlı dondurma çeşitlerinden de deneyebilirsiniz:)

Kekik , dibek kahvesi çeşitleri, damla sakızı ve yöresel ürünleri de yine merkezde bulunan madam evstratia’dan alabilirsiniz.

 

İmroza atölyesinden sabunlarınızı, Mustafa’nın Kayfesi’nden çemen ve reçel çeşitlerinizi almadan yola koyulmayın efendim:))

İyi gezmeler…

Keyfiseyahat

http://www.keyfiseyahat.blogspot.com.tr

İnstagram: @ayseefnan

Bu Yazıda İlginizi Çekebilir

Kurban Bayramı Gezi Planımız…

Yazdır / PDF Merhaba, Her zaman ki gibi bayram ziyaretlerimiz ve Kurban kesme işlemimizden sonra …

Yorum

  1. Gökçeada için oldukça detaylı ve iyi bir değerlendirme olmuş gerçekten. Gökçeada hakkında yazılan blogları takip ettiğimde en iyilerinden biri olduğunu söylemeliyim. Tebrik ederim.

Bir Cevap Yazın